17 Ağustos 2012 Cuma

Batum/Gürcistan

georgia
Bu gecikmiş blog yazısını neye borçluyuz bilmiyorum. Canım sıkıldı ben de bir günlük Batum turunu yazıyım bari dedim. Karadeniz chronicles'ın son durağı. İlk kısmı için lütfen buraya alalım.

Öncelikle sınıra Hopa'dan karayoluyla geldik. Otobüsten sınırda indik önce bir lira ve kimliğimizi  uzatıp vize niyetine bir kağıt parçası aldık. pasaporta gerek yok. Ardından yürüyerek Türkiye sınırını geçip Gürcistan kontrolüne girdik. Yavaş yavaş kulağımıza çalınan melodiler de değişmeye başladı. İlk güvenlik noktasından çantam aranmadan geçtim! Acemilik midir yoğunluk mudur bilinmez ama Aaa nasıl dememe kalmadan ikinci bir kuyruğa girdik. Burda da sıralı gişelere kağıdı ya da pasaportunuzu uzatıp fotoğrafınızın çekilmesini bekliyorsunuz ve sonraa serbestsiniz.

Sınırdan çıkışta bizi karşılayan tam bir keşmekeş oldu. Türkçe gürcüce karışık dükkanlar, döviz büroları, marketler sıralanmış. Biz inanılmaz pis bir otobüse biniyoruz ve şehir merkezine ilerliyoruz. Allahtan mesafe kısa.

rus askerleri talim bölgesi

bağ bağçe geçerek ilerliyoruz. Bir tane osmanlıdan kalma kale görüyoruz. Sözde rehberimiz, ne iş yaptığını sorunca sınır ticareti diyip geçiştiren adam buraları artık israillilerin satın aldığından bahsediyor. portakal bahçeleri falan yetiştiriyorlarmış. evet yanlış duymadınız.karadenizde portakal ne arar la dediğinizi duyar gibiyim ama şöyle ki gürcistan mikroklima bölgesi. yani hava sınırı geçince birden değişiyor ve palmiyeler görmeye başlıyorsunuz.

şehre girmeye başladıkça sovyet binaları sıralanmaya başlıyor.oldukça pis mahallelerden geçiyoruz. Sanki sovyetler hep aynı kalmış geçmişe geri dönmüş gibiyiz. Sözde rehber bu evlerde her odada bir ailenin yaşadığını söylüyor.doğru mu bilmiyoruz ama görünürde de vaziyet çok umut verici değil. Nereye geldim allahım derken birden şehrin güzel tarafları görünmeye başlıyor.

Paramızı değiştirmek için bir benzinliğe giriyoruz. Markette çalışan kız az buçuk türkçe biliyor. Zaten burada yaşayan çoğu insan Türkçe çat pat anlıyor ve konuşuyor. Eee ekonomilerini canlı tutan önemli bir türk akını var tabi.


sonra bizi akvaryum denilen bir yere getirdiler. ben sanıyorum ki balık falan bakıcaz. içeri bir girdik meğer yunus gösterisiymiş. Yunusların bu eğitimlerde acı çektiklerini aslında bu hareketlerini yapmak istemediklerini okumuştum bir yerde ama ne yalan söyliyim çok güzel bir gösteriydi. Ön sırada oturan seyircilere bolca su fırlattılar ayrıca bir ara kocaman topları bizim üzerimize attılar.


sahil


evlendirme dairesi

gürcü alfabesi

opera tiyatro

renkli yol levhaları
1 lari'ye şehir gezdiren trene bindik ve küçük bir tur yaptık. türkçe dilenen dilencilere rastladık. Türk mahallesini gördük. Hemen yakınında bir kaç türk markanın mağazası vardı. Onun dışında Batum'da mağaza namına pek bir şey görmek mümkün değil. Daha çok savaş zamanı yarıda bırakılmış inşaatlar ya da gökdelen gibi dizilmiş otel&casionaları görebilirsiniz. Söylenilene göre maaş zamanı ya da haftasonları buralara bir canlılık bir hareket geliyormuş. Anladınız siz onu. öhömm.

Son durağımız avrupa caddesi de denilen eski meydan.


medusa heykeli

altına girdik serinledik


şehrin girişiyle içi arasında dünya kadar fark gördük. bir anda şehir avrupai olmuştu. her şey çok düzenli ve temiz görünüyordu. mesela çimlerde, yollarda bi tek çöpe bile rastlamadık. ama tabi bu görünen yüzü. mesela her gördüğünüz yerde yemek yemeyin diye çok uyarıldık. açık şeylerden almayın vs. Armut suyu çok güzel ama.

Dönüşte tam bir izdihamın ortasında kaldık. tünel gibi bir yerde laz,gürcü karışımı arasında itiş kakış güvenlik noktasına ulaşmaya çalıştık. bir an gerçekten toplama kampında olduğumu düşündüm. inanılmaz sinirli gürcü polisi stop diye bağırıp kapıdan gelen akını önlemeye çalışıyordu. hep bizim bürokrasiye yavaş diye kızardık ama dünyanın her yanında böyle sanırım. tekrar güvenlikten geçmek için yarım saat kuyrukta bekledik. yine çantalarımız hiç aranmadı.

işte bir haftada gittiğim yol. dönüşte bir de kastamonuya uğradığımız düşünülürse eve geldiğimde 2 gün kafamı kaldırmadan yattığım gerçeğine inanırsınız sanırım. 

View Larger Map

4 yorum:

Mia Wallace dedi ki...

elinde böyle güzel fotolar varken yazmasan olmazdı! iyi ki yazdın :)

gürültü dedi ki...

Teşekkürleeer mia:)

Mesut Mete dedi ki...

güzel bir gezi olmuş gürcistan günlerimi tekrardan yaşadım sayenizde:)
http://meteormete.blogspot.com.tr/2012/12/mete-gurcistanda.html

gürültü dedi ki...

çok teşekkürler okuduğunuz için. ben de sizin gezinizi okudum. aynı sene gitmişiz tesadüf. bol gezmeler :)