1 Şubat 2016 Pazartesi

Oscar 2016'ya Koşarken


The Revenant


Ödül sezonu geldi mi film izlemekten uzak kalmak, sohbetlerde dışlanmakla eşit. Bangır bangır her yerde gözümüze sokulan film The Revenant da konumuzun başrolü. Neden? Çünkü Leo bu sene Oscarı alacak. Golden Globe ve SAG ödüllerinden sonra tahtını sağlamlaştırdı. Eğer o zarftan Leo çıkmazsa oylar yeniden sayılsın diye change.org kampanyaları ortaya çıkabilir.  Ki bence bu film değildi Leo'ya Oscar'ı getirecek. Ne filmlerde ne karakterlere büründü şans 19. yüzyıl Amerika'sında kürk avcılarının yerlilerle ve birbirleriyle olan savaşını anlatan The Revenant'a vurdu. Film güzel mi? Çekimler ve görüntü 10 üzerinden 10. Inarritu bunları -25 derecede dağa taşa vurup, soğuk suya sokup üstüne karda süründürmüş bu sebeple hepsinin yüzünde tabiatın zorluklarını görüyorsunuz. Authenticity konusunda eline su dökemeyiz şimdi. Tom Hardy yer yer Leo'dan rol çalmış. Gerçi Leo n'apsın. Bazısı tek okla olay yerinde can verirken Leo'nun başına gelenlere çok şaşıracaksınız. Bu destansılık biraz kafa yoruyor ama Inarritu bir röportajında "I’m much less interested in reality in cinema than I am exploring the way we truly experience life, which is far away from reality."* demiş. Peki.

Açılıştaki plan sekans savaş sahnesi ve pek tabi ayı saldırısı ile bu film hep hatırlanır ama bu kadar. Çok uzun 2.5 saat, senaryoda sürpriz yok, diyalog da pek yok.

The Big Short

Afişe bak çay demle. Böyle yıldızlar karması filmlere ben biraz önyargılıyım. Bu filme de önyargılıydım çünkü Margin Call izledikten sonra 1 hafta filmde olanları anlamak için makale okumuştum. The Big Short Amerika'daki Mortgage sisteminin çöküşünü bol terimli diyaloglarla (doğal olarak) ve aralara serpilmiş  Finance for Dummies açıklamalarıyla ekrana getiriyor. Yine de biraz kavraması zor ama ben beğendim en azından bir şey öğretiyor ve düşündürtüp sorgulatıyor. Steve Carell filmin yıldızı. Rolü cuk oturmuş. Max Greenfield Schmidt karakterini kopyala yapıştır yapmış.

Spotlight
Spotlight kesinlikle cast uyumunun kanlı canlı örneği (biraz abartılmış Rufallo'ya rağmen). Amerika'da katolik kilisesindeki sistemli çocuk tacizlerinin izini sürüp yaşananları ortaya çıkaran Boston Globe gazetesinin Spotlight ekibinin başından geçen olaylar, ne eksik ne fazla sade ama çok iyi oyunculuklarla anlatılıyor. Gerçek bir olay. Hikayesi ve oyunculuğuyla doyurucu bir film.


*http://lwlies.com/articles/alejandro-gonzalez-inarritu-the-revenant-interview/

27 yorum:

Ali Fuat Kısakürek dedi ki...

Ben de Best Picture adaylarını sıralıyorsun diye düşündüm, öyle bir şey yapmak var kafamda belki ondan. Dilin, ifade biçimlerin hoşuma gidiyor. İyi olmuş bu Top 3'e tek postta selam çakman ;-)

gürültü dedi ki...

Hey çok teşekkür ederim. Blogu film hafızamı kayıtlı tutmak için kullanıyorum, iddiam ve o kadar bilgim de yok. Akademiye de genelde ters düşüyorum:) Eğer ana kategorilerin sıralamasını yaparsan çok güzel olur.

deeptone dedi ki...

keyifli yazıyon sen sahiden hep gülümsedim okurken. evet üç filmde de kadro iyimiş. inarritu, amores perros ne filmdi yaaa :) bu üç filmi de izlemedim ama izlerim her akşam bikaç film izliyom yani hiçbiri kurtulmaz :)

gürültü dedi ki...

Deeptone,
Çok teşekkürler okuduğun ve yorum da bıraktığın için :) amores perros benim bağlantılı hikayeler üzerine izlediğim ilk filmlerden, o yüzden çok beğenmiş epey bir süre etkisinden çıkamamıştım. Çok seviyorum kesişen hikayeleri. Mutlaka izle yorumlarını okuyacağım:)

mithaD selim dedi ki...

her zamankinin aksine sesli çoğunluğa bu sefer katılıyorum. dicaprio oscar'ı almalı ya da almalı. çocuk haketti şimdi.
filme gelince katılıyorum. rus romanı gibi gereksiz uzatmışlar. haa görüntülere ve inarritu hocamın ince mesajlarına diyeceğimiz yok elbet. leonardo alsın ama:)
diğer iki filmi hep es geçtim nedense. ama burada gördükten sonra. izleyeceğimdir:)

gürültü dedi ki...

mithaD selim,

Nefesler tutuldu gözler son ödüllerde:)

inarritu o kadar çektik diyip kıyamadı galiba :) Spotlight ve The Big Short hikaye olarak daha dolu, izlemenizi tavsiye ederim ben de ama dediğim gibi eğer finans konusunda bilginiz azsa the big short'u izlemeden önce ekşiye falan bakmakta yarar olabilir. :)

deeptone dedi ki...

headhunters'ı heycanla ve pek mutlu seyrettim. sevdim. bugünkü film seçkisi yazıma da koydum. aslında benim seçkilerde kuzey polisiyesi ve gerilimi de oldukça var. film ararken bakarsın. ayrıca, kuzey polisiyesi ve gerilimi okuyacağın zaman söyle ben oldukça okudum okuyorum da. ancak, bu headhunters'ı yazan nesbo'yu bildiğim halde daha hiç okumadım. okurum artık onu da :) şu revenantı da izlemeli. bir de şu youth tabii ki :)

gürültü dedi ki...

Hey deeptone,
Paylaşmak, aynı filmlerden konuşmak ne güzel. Bazen blogun böyle geri dönüşleri beni çok etkiliyor. Şu ara aslında güzel bir kitap peşindeyim eğer bir ya da iki tavsiye verirsen kitap olarak harika olurdu:)

Youth'u ben de izlemedim. The lobster'ı da çok merak ediyorum. Bu ara internet bağlantım kötü filmleri izleyemiyorum inşallah yakalayacağım gündemi :)

gürültü dedi ki...

Yalnız bunu yazarken Leo'nun karakteri Glass'la Headhunters'daki Roger'ın maceraları arasındaki paralellikler dikkatimi çekti. İkisi de ciddi badireler atlatıyor. Roger'a da köpek saldırıyor. Bir ayı değil tabi :D

deeptone dedi ki...

kitap. kuzey polisiyesi mi. başka türlü bişey mi. ayrıca, yeni bir dergi var polisiye. 221B. al çok güzel dergi :)

gürültü dedi ki...

evet evet kuzey polisiyesi okumak istiyorum:)

deeptone dedi ki...

o zaman, okumadıysan, önce, lisbeth salander serisini bir okumalısın. 4 kitap. :)

gürültü dedi ki...

3 kitabı da okudum ve filmlerini izledim. Hollywood versiyonunu da diğerlerini de pek beğenmedim. Kitaplar çok güzel belki blogda da yazmışımdır :)

deeptone dedi ki...

kitaplar iyiydi evet filmleri boşver. dördüncü de çıktı ben de henüz okumadım ama iyiymiş.

o zaman, camilla lackberg, arnaldur indridason, arne dahl, roslund ve hellstörm, per wahlöö, peter hoeg, lars kepler, henning mankel.

bu yazarlardan başla işte. hepsi iyiler :)

bak bir de, danimarka filmi "headhunters" varmış. 2009 yılı. ben de izliycam :)

gürültü dedi ki...

ben son kitap hakkında larsson'ın izinden gitmeye çalışan kötü bir kopya gibi şeyler okudum. Harika oldu bu isimler çok teşekkürler!

Kafa Dergi dedi ki...

Oscarlar yaklaşıyor... :)


Bu arada, benim de ilk kitabım Ters Düz geçenlerde çıktı! :) Okursanız yorumlarınızı beklerim. Sevgiler... :)

Hayat Kaydetmeye Değer dedi ki...

Dicaprio gerçekten haketti bu sefer alsın yahu :)

gürültü dedi ki...

Alsın bence de kesinlikle destekliyorum ama benim görüşüm bu filmle anılmamalıydı. Önceki performanslarından daha derinlikli karakterleri var.

KoRe FeNoMeNi dedi ki...

merhaba ben geldim bi koşu Deep!ten :)
Ya şu Oscar olayına gıcık oluyorum - hiç de tuturamam, uyuşmuyoruz-, her şey leo için oldu yaaa bu kadar mı taktı ödüle acep :) izlemedim hala filmi hatta diğerlerini de :))
Çok içten güzel yazmışsınız, kaleminize sağlık, bana da beklerim ;)

gürültü dedi ki...

Hoşgeldiniz:) Çok teşekkürler okuduğunuz için. Bir boş vaktinizde şans verin bence.

Özcan Aras dedi ki...

Merhaba bende Deep ten geldim gerçekten güzel yazmışsınız yazılarınızı takipteyim tam istediğim paylaşımlar :)

gürültü dedi ki...

teşekkürler hoşgeldiniz:)

Elif Deniz dedi ki...

Merhaba Deep'in tavsiye ettiği kadar varmış blogunuz. :)

gürültü dedi ki...

sevgili elif deniz,
Çok teşekkürler ^^

Kalem Kuklası dedi ki...

Deep'in blogundan geldim. Tanıştığıma memnun oldum çok ^^

Kafa Dergi dedi ki...

Oscar! :)

Yağmur Tozu dedi ki...

Yazma üslubunuz çok hoş :) Umarım Leo alır Oscarı :)