devlet tiyatroları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
devlet tiyatroları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2011 Cumartesi

My Sweet Home

A Walk to Remember

Crash
 birbirine bağlanan olaylarıyla amores peros'u hatırlatmadı değil.

Contagion
 Beklediğim kadar kötü olmasa da  çok iyi de değildi. görüntüler güzeldi gerginliği iyi vermişler.

City of Angels
 abi şu film için kızlar nasıl bayılıyor anlamadım izlerken içim şişti.

Lars and the real girl
4 yıldızlı

***

sonunda 5 kişilik sefil odamdan evime yatağıma kavuştum gene. sabah uyanınca valla bir şoka girdim kendimi temiz yatağımda havadar odamda bulunca. yollar berbattı tabiki köprüyü geçene kadar ayılıp bayıldık ama sağ sağlim geldiğimiz için şükrediyoruz her zaman olduğu gibi.

***

geçen çarşamba günü uzun bir aradan sonra devlet tiyatrosunun oyununa gittim. halen profesyonel'e bilet bulamadığımızdan elimizdeki diğer oyunlarla idare ediyoruz. Bu oyun bu sene sahnelenmiş ismi Yanık. Oyunun orijinali aslında bir film. 2010 yapımı Incendies oscar'a aday da olmuştu. ben oyunu çok beğenmedim. hikaye temel olarak güzel vurguladığı parmak bastığı noktalar hoş ama oyunun içersinde bazı eksiklikleri vardı. bir kere sahneler biraz uzatılmıştı zaten 3 saat sürüyor yaklaşık. tabi öyle bir oyun olur ki 3 saat sürmesi sizi rahatsız etmez fakat bunda fazlalıkları hissediyordunuz.

ayrıca karakterlerin yaşlanması gereken noktada hala 25yaşında delikanlı gibi gözükmeleri çok rahatsız ediciydi. hayır öyle 10 senelik bir yaşlanmadan bahsetmiyorum bilidğiniz köyün yaşlısı olması gereken adam yaşıtım gibi dikiliyordu ve hiç inandırıcı değildi. oyuncular arası yaş farkını da tutturamamışlardı. ha sahne arkasında herkesin gördüğü laptop ışığıyla parlayan sesçi abimizi ise sevgiyle anıyorum.

oyunculuk konusunda emel göksu keleş'in önünde saygıyla eğiliyorum. ses tonu duruşu tavırlarıyla beni hayran bıraktırdı kendine.

şimdi richard iii'ü izledikten sonra hakikaten diğer tiyatrolar insanı kesmiyormuş. tamam maddi olarak büyük rakamların oynadığı o oyunla bunu karşılaştırmam çok doğru değil ama yine de insan biraz özen bekliyor sanki her şey çok aceleye getirilmiş gibi. yoksa gerçekten daha çarpıcı olabilir ve salondan şoke olmuş şekilde ayrılabilirdik. salondaki insanları buna katıyorum çünkü alkışlar çok kısa sürdü oyuncuların sahneye bir daha çıkmalarına izin verilmedi. sanırım herkes otobüse nasıl yetişeceğini düşünüyordu.

***

haydi iyi bayramlar ve iyi tatiller!

30 Mart 2011 Çarşamba

Yesterday was tuesday, today is wednesday

Şerefe Hatıralar

Karanlık İşler
evet psy sınavından beri bir hafta geçti ama ben dünyanın en tembeli olduğumdan ve artık blogumu unutmaya başladığımdan yazmayı erteledim erteledim blogu başıboş bıraktım.

geçen süreci pek özetleyemesem de görüldüğü gibi iki tiyatroya gittim. ilki devlet tiyatrolarında karanlık işler. cevahirin tiyatro sahnesi harika. en arkada da olsanız sahne cam gibi. oyuna gelirsek oyuncular çok başarılıydı ama hikaye pek hafifti. sürekli bel altı çalışıldı.

ikinci tiyatro maceram pera'daki şerefe hatıralardı ve evet ben taa pera müzesine gittim yanlışlıkla. o geceyi hatırlamak istemiyorum. oyun 8de başlıcak ve ben 20 dakikada pera müzesine kadar indim sonra yanlış geldiğimi öğrenip tekrar koşturarak meydana çıkıp sıraselvilere geçtim. tam 8'di içeri girdiğimizde. çok sağolsunlar o yağmurda ıslanmış terlemiş korkunç halimi görünce içeri aldılar. oyun çok güzel pera sahne daha da bir güzel. en öndeydik bir de aynı sahnenin içinde gibi hissettik kendimizi.

jules et jim

american beauty

the last metro

6 Şubat 2010 Cumartesi

iki çarpı iki


Bugün devlet tiyatrolarının bir başka oyununa gittik. iki çarpı iki. bilindik yüzlerden iki muhteşem tiyatrocu sahnedeydi. Seray Gözler Yeniay ve Adnan Biricik. konuya gelirsek...

"İki çift, iki ayrı ilişki, iktidar ve sevgi, evlilik ve monotonluk, aşk ve macera, kadın ve erkek, birey ve politika üzerine ilginç bir oyunculuk deneyimi."
busefer koltuk seçimimiz güzeldi. dekora bayıldığımı söylemek istiyorum. ışıklandırma çok güzeldi. iki perdelik bir oyunu sanki 4 kişi sahnedeymiş gibi izlettirdi iki oyuncu da. o karakter geçişleri, ufak ayrıntılar, paslaşmalar... iki koltuk ve iki bank dışında sahnede hiçbir şey yoktu. bardak tutuşlar, sigara yakmalar... tamamen hayali. bir nevi pandomim. ama sizi inandırıyor siz aslında o objeleri yerinde görüyorsunuz. nasıl inanılmaz değil mi?


Oyun sırasında çalınan telefonlar çok rahatsız ediciydi. şu telefonların çekmesini engelleyen cihazlardan koymalılar bence salonlara. o abidik gubidik mp3ler polifonik melodiler dikkat dağıtıcı. çocuklu aileler arada salonu terketti. e bi okusaydınız konuyu hiç zahmet etmeyecektiniz ya da çocuklarınızı birine bırakacaktınız zaten.

oyunun sonunda iki sanatçının sahnede izleyicileri selamlaması ve o alkışlar... o an nasıl gururlanıyorlar nasıl mutlu oluyorlardır kim bilir... yıllardır sahneye çıkmalarına yüzlerce oyun sergilemelerine iş aşkına sebep olan itici güç işte bu. alkışlar...

30 Ocak 2010 Cumartesi

kuzguncuk sakinleri...



Bugün, uzun bir aradan sonra, tiyatroya gittim. devlet tiyatrosu buraya kadar gelmiş ve biletler de öğrenci 3 sivil 5 gibiyken kaçırmamak olmaz. geçen haftaki oyun dolu olduğu için yer bulamamıştık. bu hafta da koca salon ağzına kadar doluydu. bu da insanların bu tür etkinliklere anadolu da ne kadar aç olduğunun bir göstergesi. eminim herkes mumnundur. ilçelerden bile insanlar sırf bunun için geliyorlar. fiyatların bu kadar uygun olması da bir etken. şimdilik belirli bi süre için böyle olucakmış sanırım. eğer bilet fiyatları artıcaksa bile abartılmamasını umuyorum. zonguldak kültür sanat yönünden özellikle gençler açısından büyük bir eksiklik taşıyor. bunların yavaş yavaş düzeldiğini görmek güzel.

Kuzguncuk Türküsü'ne gelirsek oyunun konusu şöleydi: "Rumu,Musevisi,Ermenisi ve Türküyle rengarenk ve son derece keyifli bir mahalle olan Kuzguncuk,günün birinde öyle bir tahribe maruz kalır ki,artık İstanbul un renkleri dediğimiz kavram, tek sesli bir rant oyunundan öteye gidemez olur." kalabalık kadrolu 2 perdeli bi oyundu. Akm nin tam bir amfi havasında olmamasından dolayı sahneyi görmekte zorlandım. bi dahakine en önden seçeceğim yerimi. müzikler yer yer canlıydı, şarkılar türküler renk renk çeşit çeşit çok güzeldi.daha ayrıntılı bilgiler:
http://www.devtiyatro.gov.tr/web/oyunlar/oyun0913.html

hiç sıkıcı değildi. 6-7 eylül olaylarında çekilen fotoğraflardan slaytlarla oyuna bir gerçekçilik de kazandırmışlardı. tiyatroya gitmeyi özlemişim...