29 Ağustos 2018 Çarşamba

Mim: Yaz Abur Cuburu #2018

sevgili sibelynka beni yıllar önce mimlemişti ama bilgisayarsız geçen günlerden sonra ancak fırsatım oldu.

kendisinin paylaşımlarına da şurdan bakabilirsiniz. http://sibelynka.blogspot.com/p/blog-page_9.html

Bu mimi yaparken spotify'dan ve last.fm'den azıcık tüyo aldım çünkü balık hafızalıyımdır şarkı isimlerini ve grup isimlerini hatırlamakta hep zorluk çekerim.

Yazın çıkan çok sevdiğin sanatçıdan/gruptan bir şarkı

İngiliz olsun taştan olsun demişler. Gençliğimi harcadığım grup Suede bu yaz yeni bir single çıkardı. Klibi için tüm masraftan kaçınarak drone çekimlerini montajlasalar da olsun. Life is golden hala eski suede tadını taşıyan bir şarkı.



Bu yaz en yeni keşfin

Burda anladığım kadarıyla daha önce hiç dinlemediğim birini yazmam gerekiyordu. Harun Tekin'in bir paylaşımıyla Simge Pınar'ı keşfettim o zaman. Daha önce hiç duymamıştım. Genelde yeni nesil alternatif müzik seslendiren Türk kızlarımız mıyır mıyır şarkı söylüyorlar o yüzden kendilerine hiç katlanamıyorum. Açıkçası bunu da öyle sandım ama değilmiş. Ya da bana güzel geldi bilemiyorum. Bir tane de sofar kaydını dinledim e o da güzeldi. tesadüf olamaz o zaman.



Bu yaz sürekli dinlediğin bir şarkı

Bu yaz bence en çok Oasis dinlemiş olabilirim ama onu yazmayacağım. Onlar dışında başka bir şarkıyı epey dinledim. Hatta ben onu yaz değil kış boyu da dinlemiş olabilirim. Nothing but thieves'in excuse me şarkısından bahsediyorum. Vokalin sesine bazen inanamıyorum bu adamdan bu ses nasıl çıkıyor diye. Şarkı bir yerde öyle bir yükseliyor ki her defasında ben de eşlik ediyor oluyorum.



Bu yaz en çok duyduğun şarkı/albüm

Bunu buraya koyduğum için çok üzgünüm ama gerçekler acıtır... daha fazla duymak istemiyorum.



Bu yaz eski de olsa dinlemekten vazgeçemediğin şarkı

Aslında sürekli dinlediğim bir şarkı değildi ama bu bahar chungking express'i izledikten sonra çok fazla takıldığım şarkı the mamas & the papas'dan california dreamin' oldu. bunun sia versiyonunu da seviyorum.






Sence bu yazın en favori hiti

Bu yazın hiti Alex Turner'ın ölümüne kankası, bütün tipsizliğine rağmen İngilizliği ve tabii ki paçalarından akan british müzik genetiğiyle bizi teenager hissettiren Miles Kane'den Loaded. Allahtan kankasının müzikal değişimi kendisini etkilememiş de baştan sona Miles dedirten bir albüm yapmış. Bu ara en büyük fan girl'ü olarak instagram'dan paylaşımlarını kaçırmamaya çalışıyorum.



Senin bu yazını anlatan bir şarkı

Yazıyı mı anlatcak, nasıl yani bütün yazdıklarımı mı anlatcak diye düşünürken bir anda jetonum düştü.

kapanış


26 Ağustos 2018 Pazar

14 Ağustos Liam Gallagher & Starsailor

starsailor
uzun yaz tatilinden eve dönüşte bilgisayarı açmaya çalışmamla neye uğradığımı şaşırdım. çünkü 6 senedir benimle olan samsung bilgisayarım ısrarla açılmayı reddediyordu. bunun şokunu epeyce atlatamadım çünkü bilgisayarın içi birçok belge vs içeriyordu ve ben yedeklememiştim çok zeki olduğum için. tamirciye götürdüm hard dısk değiştiricez dediler ama işe yaramadı yine açılmadı bu sefer anakart değiştiricez dediler yok dedim ben yeni bilgisayar alacağım anladım artık bu kurla üzerine soğuk su mu içerim kutuplara mı kendimi atarım bilemedim. şu an yeni bilgisayarıma alışmaya ve giden belgelerime ve bir takım fotolarıma üzülüyorum:( belki kurtarılabilirmiş hard diskim ama garantisi yok. bu arada bilgisayarlarınızı bozmayın yeni bilgisayarlar en aşağı 6000den başlıyor:( sad story. şimdi bu sad story'i bir kenara bırakıp sizlere brit rockçıların kutsal gecesini anlatacağım.

poor misguided fool
bahar aylarında liam gallagher'ın geleceğini öğrenince inanamadım şoka girdim öff gelmez ya, biletler kaç böbrek eder diye düşünmeye başladım ama neyse ki beklediğim kadar pahalı değildi. üzerine starsailor da gelcek denilince hayatımda ikinci defa önsatışta bilet aldım. ilk önsatış biletimi bundan yıllaaaaar evvel suede geleceğinde almıştım. arkadaşlar şaka değil iki günlük one love fest'de suede+manic street+editors konserlerine toplam 50lira ödemiştim. ELLİ bildiğiniz elli lira. o gün yaşadıklarımı da işte burda anlatmıştım. hayatımın en mökemmel gecelerinden biriydi.


işte böle böle derken liam gallagher konserine hazırlanmaya başladım önce setliste baktım. liam normalde kendi albümünü çıkardı ve hiç de fena olmayan şarkılar var ama konserin çoğunu oasis şarkılarına ayırıyor ve bazılarının dediği gibi korsan oasis konseri veriyor. bizim gibi ülkesine 40yılda bir kült grup gelen fakirler için bu 90ların geri dönmesi, gençlik ateşi, eski dostlar ve daha bir sürü şey ifade ediyor. ben starsailor'ı da lisede ve üniversitede çok dinlerdim. ergenliğimle eşdeğer şarkıları vardır ve onlar da konserlerinde sıkıcı şarkılar yerine en hit parçalarını çalıyorlar.


o gün işten çıktım koşa koşa küçükçiftliğe geldim. en sevdiğim konser yeri çünkü aşırı merkezi ve maçka parkından püfür püfür bir rüzgar eser akşamları ama asla üşütmez. ön gruplardan biri mor ve ötesiydi. canlı hallerine bayılırım. uyan'ı çaldıkları için özellikle sevindim. mor ve ötesi artık albüm yapmaz gibi geliyor. tamamen konserden konsere bir araya geldiklerini düşünüyorum. ama o kadar hit şarkıları var ki asla eskimeyecekler.


neyse gelelim gecenin bombalarına. starsailor alcoholic'le başladı poor misguided fool, lullaby, tie up my hand, tell me it's not over, four to the floor gibi bütün hitleri çaldı. ben bayağı kendimi kaptırdım.  özellikle bazı şarkılarda geçmişe çok döndüm. seyirci pek şarkılara hakim değildi gibi zaten grup da bozuldu bence. böyle bağıra çağıra tek ses eşlik edildiğini söyleyemeyeceğim ama aslında öyle bir konseri de çok hak eden bir grup. onlar da herkesin liam'a geldiğini biliyordu bence.


bad boy
veee beklenen an. fuckin' in the business'la asi çocuk liam bizi bekletmeden tam zamanında sahneye çıkıyor. bu oasis sevenler için anlatılmaz bir an. yıllarca dinlediğiniz, şarkılarını ezberlediğiniz, kendi kendinize klip çektiğiniz grubun sesi bir anda karşınıza geliyor. ühühühühü yazarken ağlayacağım çok duygulandım. konser rock'nroll star'la başladı ohooo neler çalınmadı ki. morning glory'de zıp zıp zıpladım, some might say diye bağırdım. slide away, supersonic, cigarettes & alcohol çalınanlardan bazılarıydı. kendi şarkılarından wall of glass ve greedy soul vardı. ama en son ben live forever çalınırken ya ben galiba öldüm ve başka boyuttayım demeye başladım.


live forever sırasında kamerayı seyircilere döndürdüler ve şarkı boyunca liam onun için gelenleri izledi. o an gerçekten çok duygusaldı. müziğin birleştirici gücü demek istiyorum. yıllardır birbirini tanımayan ama aynı müziği seven insanlar orda ekrandan birbirlerini izlediler. yurtdışına çıkma şansı olmayan herkes bugünleri bekliyordu. bütün şarkılar bağıra çağıra söylendi gerçekten seyirci de çooook çok iyiydi.

live forever'da seyirciden bir kesit.

liam şarkı aralarında laf attı. döner kebab yemiş ve bayılmış anladık.



konser wonderwall'la bitmişti. çok kısa sürmüştü ama daha önceki setlist'lerine bakmıştım ortalama 14 15 şarkı söylüyor bizde de 14 şarkı söyledi. nasıl ya gerçekten de biz şimdi oasis şarkılarını liam'ın sesinden mi dinledik şokuyla konser alanını terk ettik. yolda giderken hala live forever söylüyordum. ertesi sabah sesim kısık, aşırı yorgun ve akşamdan kalmaydım ama salak bi tebessümle hiç zorlanmadan uyandım. çektiğim fotoğraflara ve videolara bakıp ben orda mıydım ya dedim. bunun aynısını suede konserinde yaşamıştım işte.

gönül ister ki noel de grubuyla gelsin ve bu gecenin intikamını alsın. kim bilir belki olur ümidi kesmeyelim. Noel duy sesimizi kuşlarını da al gel. don't look back in anger söyleyip şu defteri kapatalım.

15 Haziran 2018 Cuma

June, A New Hope

sarmaşık
Tolga Karaçelik'in izlediğim ilk filmi. Bu zamana kadar neden izlememişim bilmiyorum. Möhteşem.
Bir zamanlar anadolu'da
 Nuri Bilge eksiklerimi tamamlamak için yaz tatiline adak adamıştım. Filmi durdurmadan bitirdim. Savcı, doktor, muhtar karakterleri çok başarılıydı. Dialoglar yine üzerinde fazlasıyla çalışılmış belli ama ben ara ara sıkıldım.
chungking express
 Bu filmi görünce hemen California Dreamin' çalmaya başlıyor. Başka hiçbir şey demiyorum klip gibi akan, mutlaka bağzı sahnelerini tekrar izleyeceğim wong kar wai filmi.
coco
 Yine bir karneden önceki son hafta çocuklara izletiyorum diye kendi arşivime kattığım animasyon. Sonlara doğru her animasyonda olduğu gibi gözyaşlarımı tutamadım ayıp olmasın diye çaktırmamaya çalıştım.
houston we have a problem
 Bu belgesel çok acayip. Konusunu da anlatamıyorum ki sürprizli çünkü. Yogoslavya'nın uzay çalışmalarında ilerleyip Amerika'ya proje satması üzerine bir belgesel(mi). İzlediğimiz ve bize sunulan bilgilerin ne kadarı gerçek, ne kadarı inanmamızı istedikleri ne kadar saklamak istedikleri. Üff üzerine çok tartışılır.
kış uykusu
NBC'nın en beğendiğim filmi sanırım. gerçi iklimler ve uzak'ı izleyeli yüzyıl oldu bir daha izlemem gerekebilir ama winter sleep çok iyi aktı. NBC'nin youtube kanalında bütün kamera arkalarını izledim. Aynı sahneyi defalarca çektirip, bi de şöyle deneyelim bir de acaba şunu mu yapsak diye her açıdan konuyu ele alışı çok yorucu olmalı ama ortaya çıkan sonuç için değermiş demek ki.