hiç niyetim olmamasına rağmen bu yazıyı, bir gece ansızın twitter'da gördüğüm bir şarkının beklenmedik hatırlatması sebebiyle facebook sayfalarına baktığım siddhartha'dan aldığım ikinci ölüm haberi üzerine yazıyorum.
Siddhartha grubunun klavyelerini çalan Orkun Öker ne yazık ki hayatını kaybetmiş. Bu gruptan alınan ikinci vefat haberi. Daha önce grubun bel kemiği Özgür Kurcan geride bir çok sevenini bırakarak hayata gözlerini yummuştu.
Aslında buraya Siddhartha olarak bir post girmemin hiç bir manası yok. Eskiden çok fazla blog okuyucusu vardı ama şimdi bu blogu sadece ben ve bir kaç stalker arkadaşım okuyor olsa gerek. Yine de yazmak istiyorum belki, bir küçük ihtimal de olsa birisinin hayatını değiştirecek bir müzik saklıdır.
ortaokul sonunda gitar derslerini almaya başladığımda gitar hocam bir kaset getirmişti al dinle sen bunu seversin diyerek. Hiç duymadığım bir grup ve hiç de alışık olmadığım bir müzik tarzı beni kasetçalarda bekliyordu. Grupla ilgili beni heyecanlandıran tek şey albümün içeriğinde kerem özyeğen'in de olmasıydı ( zamanın azılı bir mor ve ötesi fanından bahsediyoruz tam dünya yalan söylüyor zamanları grup almış başını gitmiş vs.) O yüzden belki de grubu duymuş da olabilirim aslında mor ve ötesi stalklamalarımdan. Her neyse ben o kasedi kasetçalara koyduğum andan beri Siddhartha'nın yeri bende bir başkadır. Sonrasında da pscyhedelic rock dediğimiz uzun gitar sololu yavaş akan gruplarla samimiyetim pek olmadı ama Siddhartha hep vardı, oradaydı.
Türkiye'den bu kadar batılı bu kadar başka bir müzik duymak beni o yaşta çok etkilemişti. Kasedi hiç içimden gelmeyerek hocama teslim ettim. Bir şey olur korkusuyla kopyasını bile alamadım hani yanlışlıkla boş kasedi onun üstüne sararım falan diye, çünkü hocam tembihlemişti çok değerlidir dikkat et diyerek. Daha sonrasında internetten kayıtlara ulaştım ve bu postu yazarken de 1998'de çıkan tek albümleri A trip to Innerself'i dinliyorum.
Grubun diğer demirbaşları Ulaş Akın ve Ege Madra ama bunların dışında grup bir çok isimle çalışmış. hatta albümün vokallerinde nil karaibrahimgil'in olduğunu bile hatırlıyorum.
Tek albüm bir çok konser görmüş Siddhartha ama bu grubun devamını getirememiş ve Siddhartha elemanları kendi müzik yaşantılarıyla yollarına devam etmişler bize de böyle muhteşem böyle standartlar üstü bir albüm bırakmışlar.
Ben de o zaman bu zaman aklıma esince, canım isteyince, bir şey hatırlatınca ya da benim için özel olduğunu düşündüğüm birisine anlatasım gelirse, açar ve uzun uzun bu harika şarkıları dinlerim.
3 Ağustos 2014 Pazar
never heal myself
17 Temmuz 2014 Perşembe
boring is the kingdom of my world
![]() |
| mezun |
sırf canım sıkıldığı için blog yazıyorum şu anda bilesin.
hayatımın dönüm noktalarından birindeyim yine. 5 senelik Boğaziçi defterine nokta koydum. Anlı şanlı bir haftayla bizi sepetlediler ve öğrencilik hayatımı bitirdiler. iki gün üst üste kep giydim en sonunda pazar günü de Çırağan'da unutulmaz bir geceyle bütün Boğaziçi mensupları ya da mensup olmayanları kurtlarını döktü, deşarj oldu, bütün senelerin stresini attı. Çok acayipti. Her şey o kadar hızlı oldu ki bir bok anlamadım. Yurdu boşalttım son ödevimi teslim ettim son sınava girdim son sunumu yaptım sonra elimde diplomamla kaldım. Hiç hazır değilim lan ben. Hala öğrenci olmam lazım. Çalışma hayatı bana göre değil. Bunu yaşarken de bol bol dile getireceğim.
Şu 4 senede neler yaşadığımı bir sen bilirsin blog. inanılmaz saçma insanlar, inanılmaz mükemmel insanlar, the dummiest people, the perfect couples, the stupid friends, berbat geceler, çok mutlu sabahlar, hiç ummadığın dakikalar, romantik manzara geceleri, bok gibi ağlamalı çimler, güzel müzik, güzel müziğin getirisi güzel insanlar bazen de hiç güzel olmayan insanlar, halden hiç anlamayan okul insanları, sınavlar, paperlar, petekler, simitçi, börekçi,poğaçacı, bebek, yurt, uçaksavar, kuzey, güney, sürveyanlık, banklar, içmeceler, içememeceler, iç sıkıntıları, kahkahalar, uyarılar, cezalar, inatlar, kavgalar, kin kelimesiyle beni tanıştıran dostluklar, taşodalar, boğaz, iyi ki var dedirtenler, çok cahilsin keşke ölse dedirtenler, hiç bitmeyen yemek seansları, hiç bitmeyen tatlı seansları, kütüphane, periodicals, yurtdışı, gözünü gönlünü açan insanlar, kalbini küstüren insanlar, hayatına müdahale eden insanlar, buna rağmen hala akıllanamayan ben, bazen nasıl geçtiğini bilemediğim bazen de 3. sınıfta olanların sanki hazırlıkta olduğunu hissettiren bir Boğaziçi. Nolursa olsun canım Boğaziçi. İyi ki geldim dediğim yer. gözünün yaşına bakmasa da, her ne kadar züppelikle ve kendi cam fanusuyla suçlansa da ( evet kesinlikle katılıyorum) çok şey öğrettiği kesin.Belki daha iyi değerlendirebilirdim, belki bazı kısımlarını silebilirdim, eklemeler yapabilirdim ama elimden bu kadar geldi dostum.
yalnız şu an feci sıkılmaktayım. en sıkıcı yaz tatilim olabilir. elimde bir sürü fırsat olmasına rağmen ne film izleyebiliyorum en doğru düzgün kitap okuyorum. basiretim bağlandı tıkandım. Keşke okul bitince bizi başka bir şehre, ülkeye tatile çalışmaya bir şeye gönderseler de kendimize gelsek.
Beni yine bir nebze ayakta tutan ise güzel müziğin ve orada bir yerlerde hala o müziği paylaştığım insanların olduğunu bilmek.
![]() | |||
| bakınız canım Midlake @ küçükçiftlikpark |
the away days // Paris
umarım iyi kararlar almışımdır. bazen ne yaptığımı bilmediğimi düşünüyorum çünkü. hadi bakalım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



