12 Şubat 2017 Pazar

no snow no cold

The handmaiden
Holivudun sıkıcı hikayelerinden bıkmışken iyi geldi. Twistleriyle gözlerinizi açık tutuyor.

Elle
Yine bir Oscar zamanı ve yine favoriler ilgi alanımın dışında. Isabelle Huppert'ın bu filmdeki oyunculuğunu biz ödüllendirdik üzülme sen kadınım.
Manchester by the Sea
İşte mesela bu arkadaş Casey. Kendini oynamış donuk donuk millet role girdi sanıyor. O Casey'nin her zaman ki hali dostlar çok şey yapmayın.
No
Bu adam ve CV'sini çok az kişi oluşturabildi maalesef. Mesela kasa kasa Oscar alsa hakkını veremeyeceğiz. Hep iyi işlerde. Bazı şeyler çok evrensel (maalesef).
Zero Days
Stuxnet'i anlatan çok iyi bir belgesel. World war 3.0 gerçekten.

24 Aralık 2016 Cumartesi

Bye 2016

The Apartment
Bir Billy Wilder eseri. Romantizmi, esprileri, twistleri tadında, zamansız filmlerden. Bundan bir 50 yıl sonra bile izlense aynı keyif alınır. Aldığı Oscarları bir bir hak etmiş. Jack Lemmon ve Shirley MacLaine oyunculuk dersi veriyor.
Captain Fantastic
 Uyukladım. Bir film niye kendiyle çelişir anlamadım.

Carol
Kesinlikle kitabı diyorum. Film ilk patladığı zamanlar izleyememiştim ve kitabını okumuştum öncesinde. Film yavan ve yavaş geldi. Ayrıca hikayenin değiştirilen partları da hoşuma gitmedi. Tek güzel kısmı kış mevsimi ve Cate Blanchett birleşimi. Müziklere de artı puan.

Vertigo
Hitchcock sinemasını çok seviyorum. İyi kurgulanmış hikayelere susadığım günlerde ilaç gibi geldi. Midge karakterini çok sevdim. Epeydir film karakterlerine sempati duymadığımı fark ettim. Midge'i hayatta da filmlerde de çok yakından tanıyoruz. Normalde Midge'in John'la en sonunda kavuşacağını düşünürsünüz ama öyle olmadı. Hahaha yaşasın beklenmeyen sonlar.


Cosmos: A Spacetime Odyssey
Kosmos'u her açıdan anlatan 13 bölümlük çok iyi bir belgesel. Adamlar oturmuş sıradan halka evrenin oluşumunu, bizim için hala büyük bir gizem taşıyan uzayı, bu gizemi çözmeye katkıda bulunan bilim adamlarını basit bir dille ve animasyonlarla anlatmış ama biz nelerle uğraşıyoruz. Halbuki MEB'in 100 temel eseri gibi bütün okullarda izletilmesinin zorunlu olması lazım. Biz tabi daha önemli(!) şeylerle uğraştığımız için...
Bu belgesel sayesinde bir çok yeni bilgi öğrendim, yarım bildiğim bazı bilgiler de tamamlandı. Neil deGrasse Tyson'a da hayran oldum.

28 Kasım 2016 Pazartesi

Mithat Alam'a...

MAFM
Boğaziçi Üniversitesi güney kampüsüne inmek için Hisarüstünden kendinizi aşağıya vurursanız, muhteşem boğaz manzarası ve dillere destan güney meydan arasında küçücük minicik bir binayı gözden kaçırmanız çok muhtemeldir. İşte o bina Mithat Alam Film Merkezi'dir.

Okula başladığımın ikinci senesinde bu aileye dahil olmuştum. Sinemanın fantastik dünyasına yeni adım atmış, büyük bir hızla eksiklerimi tamamlamaya çalışıyordum. Bu küçücük binada dünyam değişmişti. Bende mükemmel anıları vardır.  Blogda da zaman zaman merkeze nasıl heyecanla gittiğimi, Mithat Alam'la nasıl tanıştığımı yazmıştım.

Bu merkezi kuran, büyüten, yeşerten ve hiçbir zaman desteğini esirgemeyen Mithat Alam'ı bugün kaybetmişiz. Çok üzgünüm. Canım çok sıkkın. Merkez onsuz nasıl yürür bilmiyorum. Oraya sadece maddiyatını dökmüş bir insan değildi. Sinema hayatıydı. O kıymetli arşivini öğrencilerin hizmetine sunmuştu. Herkes benim ölü bir insan olduğumu sanır diye kendiyle dalga geçerdi. Toplantılarımıza gelir o toy düşüncelerimizi büyük bir dikkatle dinlerdi.

Huzur içinde uyusun...