4 Nisan 2011 Pazartesi

Vega @ Ghetto

hell yeah
yer ghetto sahnede vega. Dünyalar tatlısı deniz özbey akyüz sahnede. vega benim için çok özel anılara sahip bir grup. son albümleri hafif müzik çıktığından bu yana ( ki şaka maka neredeyse 6 sene olmuş) tek tük konserler veriyorlar ben de istanbul'a geldiğimden beri bunları yakalamaya çalışıyorum çünkü hep içimde veganın son konseri haberini alacağım gibi kötü bir his saklı yatıyor. Hafif müzik'i zonguldak'a getirtmek için müzik markete 23923721 kere gittiğimi dün gibi hatırlıyorum. ve o şarkılar çalmaya başladığında (tabiki walkman) hiç sektirmeden bütün şarkıları ezberlemiştim. çünkü hepsi çok başarılıydı.

neyse konsere gelirsek şaka değil daha ilk notalardan benim elim ayağım boşaldı. daha önce hiçbir konserde böyle hissetmedim. belki vega'dan bin kat fazla dinlediğim grupların konserine gittim ama bu duyguyu hiç yaşayamamıştım. havada resmen elektrik vardı. ordaki kimse içkisini içip sohbet etmek için gelmemişti, gerçekten vega'yı dinlemeye gelmişti. Konser k9'la başladı. çek çek fişimi lütfen. resmen walkmande binlerce defa dinlediğim şarkıyı canlı canlı dinliyordum. denizin o muhteşem vokalini canlı dinlemek bambaşka. o gün biraz hastaydı ama hiç şikayetçi olmadı şarkı aralarında mendili ve fincanıyla buluştu ardından kaldığı yerden devam etti. 19 şarkı + mendil +elimde değil.  verdiğim konser parasının tamamını hak ettiler.

ayrıca bronx pi gitsin biraz ghettodan ders alsın. barmenler konser boyunca çok nadir geçtiler. Hiç rahatsız edilmeden konseri izleyebildik.


tek sorun biraz ses sistemindeki sıkıntıydı. mikrofonda ne dendiği pek belli olmuyordu:/

maalesef eylüle kadar bar konseri yokmuş. üniversite konserleri olur mu bilemiyorum.

30 Mart 2011 Çarşamba

Yesterday was tuesday, today is wednesday

Şerefe Hatıralar

Karanlık İşler
evet psy sınavından beri bir hafta geçti ama ben dünyanın en tembeli olduğumdan ve artık blogumu unutmaya başladığımdan yazmayı erteledim erteledim blogu başıboş bıraktım.

geçen süreci pek özetleyemesem de görüldüğü gibi iki tiyatroya gittim. ilki devlet tiyatrolarında karanlık işler. cevahirin tiyatro sahnesi harika. en arkada da olsanız sahne cam gibi. oyuna gelirsek oyuncular çok başarılıydı ama hikaye pek hafifti. sürekli bel altı çalışıldı.

ikinci tiyatro maceram pera'daki şerefe hatıralardı ve evet ben taa pera müzesine gittim yanlışlıkla. o geceyi hatırlamak istemiyorum. oyun 8de başlıcak ve ben 20 dakikada pera müzesine kadar indim sonra yanlış geldiğimi öğrenip tekrar koşturarak meydana çıkıp sıraselvilere geçtim. tam 8'di içeri girdiğimizde. çok sağolsunlar o yağmurda ıslanmış terlemiş korkunç halimi görünce içeri aldılar. oyun çok güzel pera sahne daha da bir güzel. en öndeydik bir de aynı sahnenin içinde gibi hissettik kendimizi.

jules et jim

american beauty

the last metro

16 Mart 2011 Çarşamba

Sansür Kadar Başınıza Taş Düşsün Emi!

everything is illuminated

great expectations

the virgin suicides

hello moto!

lanet olası sansür uygulaması nedeniyle haftalardır yazamıyorum. istatistiklerim çöktü, hayat akışımın bi kısmı kesildi ve en önemlisi blog yoksa internet bana sıkıcı bir yer oldu.

geçen üç hafta içinde neler oldu özeti geçemesem de son zamanlarda yaşanan en önemli olaylardan biri Ezgi'nin İstanbula gelişiydi. Her nekadar bu geliş bazı bazı sebeplerle çok kısa bir görüşmeye neden olsa da hisarüstünde ezgiyle bir şeyler yapma olayı bana feci bir mutluluk güven vermiş olacak ki ertesi hafta süper vakit geçirdim.

diğer olayvda 13ündeki doğumgünümün pelininkiyle yakın (15 mart) olması sebebiyle beraber kutlama yapmaya karar verip mailece taksime giderek kurtlarımızı dökme olayını gerçekleştirmemizdi. ertesi gün de pasta yedik çikolatalı çoook güzeldi vallahi. bu seneki tek hediyem nihanlardan geldi sağolsunlar bana tiyatro bileti alıp çok anlamlı bir hediye yaratmışlar. bu haftasonu peraya gidiyorum onlar sayesinde inşallah.

bunun dışında hava çok güzel bahar geldi gibi gibi. bugün hırka giyip gittim derse ohh o bottan atkıdan kalın mantodan kurtuldum bi sevindim bi sevindim ama duydum ki yağmur gelcekmiş.

okul aynı gereksiz yolunda adımlarını atmaya devam ediyor. yine en saçma ödevlerimle karşınızdayım.

öff yea niye kapandı bunca hafta bu site ne güzel bir sürü post girecektim ama şimdi onları yazmak hiç içimden gelmiyor zaten vaktim de olduğu söylenemez. dokunmayın bloguma!