29 Ocak 2012 Pazar

vega @ ghetto


13. cuma'da en sevdiğimiz mekanlardan olan ghetto'da kendimize vega güzelliği yapmıştık bu ay. ahh vega sen ne güzel bir grupsun. şarkılarına ayrı bayılıyoruz sahnedeki "o" sevimliliğinize ayrı. Deniz ile Tuğrul arasındaki elektriği buram buram hissettik. yeni albüm olmadığı için ortada ve sanırım yeni şarkılarını daha bizimle paylaşmaya hazır hissetmedikleri için  yine hep eskiler çalındı. evet ne var, desem de inanma, mendil, bu sabahların bir anlamı olmalı, ankara... yine olsun yine gidelim.

***

vega en son albümünü 2005'de çıkardı ve o zamandan bu yana neredeyse 6.5 sene olmuş buna rağmen konser günü kapıda kuyruk vardı. eminim şimdilerde albüm çıkarırlarsa sold out konserlerini de görürüz.

***

o gün istanbulda ciddi bir soğuk vardı ben de o soğuğu çok güzel yedim, açıkçası sabaha kalkamayacağımı falan düşünüyordum, ama neyseki sağ sağlim haftayı bitirmiştik.

***

vega'nın  2005 çıkışlı hafif müzik albümünü alabilmek için aynı kaset satan dükkana 23123 kere gidişimi çok net hatırlıyorum. iyi ki almışım.

20 Ocak 2012 Cuma

Please welcome mr holiday

hangover part 2
 sıkıcı

the 40 year old virgin
 sıkıcı

good will hunting
 beklentiyle izledim ve bi tarafımda patladı. elliot smith hariç pek bir numarası yoktu. işte zeki ama potansiyelini kullanamayan çocuk bla bla
la piel que habito
 oha sayın seyirciler. işlerini bayılarak takip ettiğimiz almodovar tokat gibi bir filmle sinemada bizi karşıladı. bu psikopat - manyak filmi izledikten sonra bir süre kendinize gelemeyebilirsiniz. bütün oyuncular birbirinden iyi.

following
 Nolancığımın bir türlü izlemeye fırsat bulamadığım ilk filmi following yönetmenin nasıl bir kafada olduğunu ve ne muhteşem bir insan olacağının göstergesi adeta. kısıtlı bütçe ve tanıdıklarla çekilen filmde memento'nun yapı taşlarına rastlayabilirsiniz.
the ides of march
çok beklentiyle izlemedim o yüzden belki de hoşuma gitti. Ryan gosling son 3 yılın yükselen yıldızı değil de nedir ya? her iyi filmden bir cee yapıyor. ayrıca george clooney seni sevemiyorum maalesef.
up in the air
 mesela bu film sadece vera farmiga'nın ne harika bir kadın olduğunu görmek için izlenir. that's all!

30 Aralık 2011 Cuma

Yılın Son Postudur

No end

everybody's fine

carnage
şu sıralar pek hoş sıfatlarla anılmasa da  yaptığı işlere hala saygı duyduğumuz polanski'nin son filmi carnage yasmina reza'nın god of carnage isimli oyunun sinemaya aktarılmış şekli. aynı oyunun türkçe versiyonunu devlet tiyatroları sahnesinde Vahşet Tanrısı olarak görebilirsiniz. O versiyonunda Aşk-ı Memnu Matmazel filmdeki kate winslet'ın da canlandırdığı karakteri oynuyor. Ben tiyatro versiyonunu izlemedim ama duyduğuma göre bayağı bayağı iyiymiş. E oyunculara bakarsak Ülkü Duru, Zafer Algöz, İşdar Gökseven oyunun ne kadar kaliteli olduğunu gösteriyor bence.

Film ise kısacık süresiyle çok ideal çok başarılıydı. Çocukları kavga eden iki ailenin çocuklarını uzlaştırmak için bir araya gelmesi ve içinden çıkılmaz bir kavgaya girmeleriyle başlayan film tek bir planda geçiyor ama kesinlikle sıkıcı değil. Hani konserlerin sonunda orkestradaki bütün isimler teker teker enstrümanlarını çalar da hünerlerini gösterir ya işte bu filmde de bütün oyuncular sıraları geldiğinde döktürüyor ve biz sinefillere de tadından yenmez bir sinema gösterisi ortaya çıkıyor. Kesinlikle izlenmeli!

***

geçtiğimiz günkerde Boğaziçi Üniversitesi Rock Korosunun yeni dönem konserini izlemeye gittim ve inanırmısınız utançla geri döndüm. Şarkı seçimlerinin başarısızlığından tutun, söyleyenlerin başarısızlığına, ve oradan da koronun uyumsuzluğuna kadar çok çok kötüydü. Kim rock korosuna Metric şarkısı söyle dedi. muhtemelen koronun şefi hanım kızımız indie kültürünü rock korosuna yansıtmak istemiş ama olmamış olamamış. umarım önümüzdeki dönem çeki düzen gösterilmiş halde sahneye çıkarlar.

***
Yora @ Bronx Pi

Yine geçtiğimiz günlerde sevgili Yora'mın bilmem kaçıncı konserine gittim zıplayıp hopladım çok eğlendim.

***

sapan
Yine yine yine geçtiğimiz günlerde Sapan'ın Gökyüzünde Yeryüzü isimli EP'sini dinledim. Var olan bir emek var saygı duyuyorum ama açıkçası yolda mp3'ümde defalarca döndürmeme rağmen sadece che isimli şarkıları dikkatimi çekti. Onun da giriş ve bitiriş kısımlarını rahatsız buldum  biraz daha üzerine gidilse sözeriyle müziğiyle çok güzel bir şarkı olabilir. Sapan'ı Efes One Love'da da izledim bu sene. Çok büyük bir çemberi kapsamayan umut vaad eden temiz yüzlü gruplardan.

***

yılın son postunda bir ayın özetini geçmeye çalıştım. Hadi nice senelere hep birlikte.