24 Ağustos 2010 Salı

"bizim ev" olsa da izlesek yahu


sen günlerce dizi izle, filmlerini bir köşeye fırlat ondan sonra işte böyle olursun. şimdi elim ayağıma dolanmış halde ne izlesem diye paniğe kapılıp duruyorum. ama house için pişman mıyım asla.

cindrella man

bu filmi izledim bitti sanki tüm o dayakları ben yedim, tüm o acıları ben yaşadım. o son boks sahnesinde öldüm öldüm dirildim yemin ediyorum. adamın evlilik hayatı çok acayipti. elektrikleri kesiliyor çocuklar aç hasta ama karısıyla hiç kavga etmediler bir bağırıp çağırmadılar. renée zellweger inanılmaz kötü ve donuk.

this is spinal tap


komik bir film daha. filmi belgesel formatında çekmişler. kariyeri düşüşe geçmiş bir rock grubunun son çarpınışları...84 yapımı. en çok güldüğüm sahnelerden biri basçının lead gitaristin ve solistin sırayla koza gibi bir şeyden çıkmaları gerekiyor konserde. solist çıkıyor gitarist çıkıyor ama basçı çıkamıyor bütün şarkı boyunca elemanın biri onu ordan çıkarmak için çırpınıyor.

işte 'o an'


bir de sürekli ölen baterist laneti var grubun. kimi başkasının kusmuğunda ölür, kimi sahnede patlar... almost famous'ı hatırlatır bu film size ve onu da izlemek isteyebilirsiniz.


the conversation
bir copolla filmi. kahramanımız başkaları için insanların hayatlarına girer, telefonlarını konuşmalarını dinler bu işten para kazanır ve artık bir uzman olmuştur. aklımıza hemen ne geliyor tabiki "the lives of others". bu film ona göre daha yavaş akıyor. son 15-20 dk her şeyin açığa çıkması ve filmin hız kazanmasıydı. yazık adam evim dinleniyor diye bütün evi söktü tahta bırakmadı ne hale getirdi sonunda. 


dark city
blade runner'la aynı dönemde izlediğim için birazcık benzerlik kurdum. mesela hiç doğmayan güneş işte insan olmayan canlılar insanlarla bu canlıların çatışması... dark city konusuna gelirsek soyları tükenmekte olan bir tür yokolup gitmemek için insanları kullanarak onların hatıralarını birbiriyle değiştirip farklı insanlar haline getirip aklımızı, nasıl varolduğumuzu anlamaya çalışıyorlar. ama john murdoch gibi bir engel çıkınca işler sarpa sarıyor çünkü o sıradan insanlardan farklı...


magnolia
yaklaşık bu 3 saatlik filmi yine julianne moore için izledim. bu kadının havası tavırları huyu suyu bir değişik. ama iyiki izlemişim diyorum şimdi. çok farklı bir filmdi. karakterlerin işlenişi güzeldi. quiz kid donnie'nin bar sahnesinde yaşlı adamla konuşmaları ve my name is donnie smith and i have lots of love to give deyişi... tom cruise sevmem normalde ama rolünü benimsemiş ve rol ona çok yakışmıştı.


the sting


paul newman kalp kalp kalp. şaşırtıcı sonların başlangıcı mı acaba bu film? filmin müziğini zaten biliyordum ama filme ait olduğundan bir haberdim. yine paul newman diyorum resmen sana kilitlendim adamım!

7 yorum:

mitsubüşü dedi ki...

julianne moore dünyanın en antipatiklerinden ama magnolia harikulade film evet.

gürültü dedi ki...

deme öle hours'da falan da iyiydi şimdi

Prometheus dedi ki...

julianne moore "chloe" filminde süperdi:PPP

gürültü dedi ki...

uvvvv değil mi değil mi :D:D

Prometheus dedi ki...

:PP fazla iyiydi, özellikle sevişme sahnelerinde:DDD

Ö.F.K. dedi ki...

julianne moore istiyorsan a single man'i de izle bi ara, epey iyi filmdi.

gürültü dedi ki...

evet aklımda o film